Kadınlar Sağlığına Ne Kadar Önem Veriyor?

Kadın sağlığı üzerine Türkiye genelinde yapılan yeni araştırma ile geçtiğimiz yıl açıklanan “Sağlık ve İyi Yaşam Haritası”nı geliştirildi.

Sağlık ve iyi yaşam alanının lider şirketi Philips, kadın sağlığı üzerine Türkiye genelinde yaptığı yeni araştırma ile geçtiğimiz yıl açıkladığı “Sağlık ve İyi Yaşam Haritası”nı geliştirdi. 400’den fazla kadının katılımı ile 12 şehirde yapılan yeni araştırma; kadınların mevcut sağlık durumlarının ve meme kanserine yönelik farkındalık düzeylerinin tespit edilmesi amacıyla gerçekleştirildi.

Araştırma hakkında bilgi veren Türk Philips CEO’su ve Philips Sağlık Türkiye Genel Müdürü Willem Rozenberg “Üstün kaliteli, kapsamlı ve ekonomik sağlık bakım hizmetlerinin mevcudiyeti ve bu hizmetin kolay erişilebilirliği toplum ve politika yapıcılar için yüksek öncelikli bir mesele haline geldi. Günümüzde kadınlar sağlık hizmetleriyle ilgili kararlarda ve harcamalarda çok büyük etki sahibidir, sağduyulu ve seçici müşterilerdir. Kadınlar sağlık hizmetlerinin esas müşterileridir, bunun nedeni sadece karmaşık sağlık yapılarına sahip olmaları değil, aynı zamanda genellikle aile fertlerinin sağlık durumlarını da yönetmeleridir. Kadınlar erkeklere göre daha uzun yaşar, dünya nüfusundaki oranları daha yüksektir ve hayatları boyunca sağlık kaynaklarını daha fazla tüketir.” dedi.

Rozenberg sözlerine şöyle devam etti: “Biz de bu bilgilerden yola çıkarak, toplumların sağlık ve yaşam kalitesini geliştirmeyi misyon edinmiş bir firma olarak, geçtiğimiz yıl Türkiye genelinde yaptığımız araştırma sonucunda açıkladığımız “Sağlık ve İyi Yaşam Haritası”nı bu yıl da sağlık kadın sağlığı üzerine yaptığımız yeni araştırma ile geliştirdik. Türkiye’de yaşayan kadınların mevcut sağlık durumlarının ve meme kanserine yönelik farkındalık düzeylerinin tespit edilmesi amacıyla yaptığımız bu yeni araştırma; kadınların sağlık alanında yaşadığı sorunları ve beklentilerini anlamamıza ve bu doğrultuda ihtiyaçlarını doğru biçimde tespit etmemize fayda sağlayacaktır. Philips olarak kadınları en çok etkileyen hastalık ve koşullar içinde onların özel ihtiyaçlarını ve deneyimlerini anlayarak, kadınların sağlıklarını ve yaşam kalitelerini iyileştirmek için uzmanlığımızı ve yaratıcılığımızı uygulamada büyük bir sorumluluğumuz olduğunu düşünüyorum”..dedi.



Kadın sağlığı üzerine çarpıcı araştırma sonucu:

•Kadınların çoğunluğu (%62) fiziksel sağlık durumundan genel olarak memnun
•Kadınların %65’i yeterli düzeyde fiziksel egzersiz yapmıyor
•Türkiye’deki kadınların yarıdan fazlası sağlık hizmetlerini ihtiyaçlarını karşılamada yeterli bulmuyor
•Kadınların üçte biri hayatında hiç jinekoloğa gitmemiş
•Türkiye’deki kadınların %78’i her yıl düzenli olarak mamografi çektirmenin meme kanseri teşhisine etkisinin büyük olduğunu düşünüyor
•Kadınların %41’i daha önce kendisine veya bir yakınına meme kanseri teşhisi konduğunu belirtiyor
•Kadınların yarıdan fazlası kanserden korunmak için hiçbir şey yapmıyor

Kaynak: saglikpersoneliplatformu.com

Posted in , , , | Leave a comment

Kontrolden çıkmış korku: Panik atak

Diğer korkulardan farklı olan panik atağın mutlaka tedavi edilmesi gerekiyor.

Terapi Merkezi Uzmanı Dr. Hakan Türkoğlu, özgüven sorunu yaşayan, duygularını dışa vuramayan kişilerin panik atak hastalığına yakalandığını belirterek, hastalığın kadınlarda görülme oranının erkeklere oranla üç kat fazla olduğunu söyledi.

Herkesin içinde yüksekten, karanlıktan, ölümden korkma gibi anlam veremediği bir korkunun var olduğunu belirten Dr. Hakan Türkoğlu, bazı korkuların ise kişinin yaşamını olumsuz etkilediğini söyledi. Kişinin yaşamını etkileyen bu korkunun 'panik atak' olduğunu belirten Dr. Türkoğlu, "Hepimizin içinde anlam veremediğimiz korkuları vardır. Kediden, köpekten, kuştan, yüksek yerlerden, karanlıktan, mezarlıktan, ölülerden ve ölümden korkma, insanlarla bir arada olmaktan ya da toplum önünde konuşmaktan korkma gibi. Bazı korkular doğaldır. Vahşi hayvanlardan, ani sesten, şimşekten korkmak gibi. Buradaki korkunun temeli kişiyi tehlikeden korumaktır. Ama bazı korkular vardır ki kişinin yaşamını engelleyecek kadar şiddetli ve anlamsızdır. Panik atak denilen bu durum kontrolden çıkmış korkudan başka bir şey değildir. Panik atak tedavi gerektiren bir hastalıktır" dedi.

"PANİK ATAK İÇSEL BİR KORKUDUR"

Panik atağın diğer korkulardan farklı bir özellik gösterdiğini bildiren Dr. Türkoğlu, "Panik atak içsel bir korkudur. Herhangi bir dış nedene bağlı olmadan, sebep yokken durduk yere ortaya çıkar. Kişi acaba panik atak geçirir miyim, rahatsızlanır mıyım diye düşünmeye başladığı andan itibaren kendini panik atağın içinde bulur. İçsel bir korku olmasına rağmen bazen de atağı başlatan tetikleyiciler bir dış faktör de olabilir. Belirli bir yer, kalabalık bir ortam, bir kişi, bir olay, bir haber, bir ölüm, bir ses ya da farklı bir durum gibi" diye konuştu.

Panik atağın 20 ve 30'lu yaşlarda başlangıç gösterdiğini kaydeden Dr. Türkoğlu, "Şehirde yaşayan, boşanmış, ağır travma ve sıkıntı geçiren insanlarda görülme oranı daha fazladır. Ekonomik durum ya da eğitim düzeyiyle bağlantısı yoktur. Kadınlarda görülme oranı erkeklere oranla üç kat fazladır. Bu insanlar genellikle içe dönük, mükemmeliyetçi, telaşlı, aceleci, sıkıntılı, devamlı yoğun stres ve baskı altında, özgüven sorunu yaşayan, hislerini dışa vuramayan ve bastırılmış kimliğe sahip kişilerdir" dedi.

Panik atakta korkunun nedeninin geçmişte olduğunu ifade eden Dr. Türkoğlu, "Bilinçaltına gizlenen bu korkulardan kurtulmanın tek yolu basit bir hipnoz ve hipnoterapi seansı ile korkuya neden olan ilk olayı ortaya çıkarmaktır. Çoğu zaman ilk olay önemsenmeyecek kadar basittir. Ama zamanla benzer olaylar bilinçaltına yerleştikçe korku büyüyüp, kök salmıştır. İlk olayın bulunup temizlenmesi ile diğer olayların etkisi de domino taşlarının yıkılması gibi ortadan kalkar. Bilinçaltına yeni bir bakış açısı kazandırılır. Böylece kişi ilk seanstan itibaren iyileştiğini fark eder" ifadelerini kullandı.

Kaynak: turkcebilgi.com

Posted in | Leave a comment

Kış Depresyonu’na Dikkat!

“Deniz” başarılı bir gazeteci ve anne olarak bilinir. Onun renkli, enerjik hali etrafına da yansır ve çevresindekiler haz duyar. Bir taraftan gazetede yayımladığı yazı dizileri, diğer tarafta durmadan geliştirdiği “projeleri” ve iki çocuğu 24 saatini doldurur ama o bu yoğunluktan hiç yakınmaz, çünkü üretmek ona yaşadığını hissettirir.

Fakat Deniz son birkaç yıldır kendisinde daha önceden alışık olmadığı değişiklikler hissetmeye başladı. Özellikle kış yaklaşırken günler kısaldıkça daha çok uykuya ihtiyaç duymaya ve yorgun kalkmaya başladığını fark etti. Sanki ne kadar çok uyursa o kadar çok enerjisinin azaldığını, bitkinliğinin arttığını ve neşesinin kaçtığını düşünmeye başladı.

Artık yazılarını yetiştirmekte zorlanıyor, çocuklarının derslerine yardımı ihmal ediyor ve projeleri gözüne eskisi kadar önemli görünmüyordu. Uykuların uzaması, dostları ile ilişkilerinin azalması ve işlerinin sekteye uğraması onu endişeye sürükledi ve doktoruna başvurdu. Ne yaparsa yapsın dinlenemediğini, kendini hep uykulu ve hüzünlü hissettiğini söyledi. Yapılan tetkikler organik bir bozukluğun olmadığını otaya çıkardı ve doktoru ona “Mevsimsel Duygu Durum Bozukluğu ” ya da diğer adıyla “Kış Depresyonu” tanısı koydu.

TOPLUMUN YÜZDE 25’İNİ ETKİLİYOR
Bu klinik hal genellikle yılın aynı aylarında başlayıp Ocak- Şubat aylarında en şiddetli seviyesine ulaşmakta fakat bu tanının konulabilmesi için bir şart var, o da depresyon belirtilerinin en az iki yıl üst üste kış mevsiminde başka sebebe bağlı olmadan çıkması. Ekonomik krizin tüm dünyada etkisini gösterdiği şu zamanlarda para ve iş sorunları zaten çok kimsenin ruhsal durumunu etkilerken kışla birlikte mevsimsel ruhsal çökkünlükler de sık görülmekte. Toplumun yaklaşık yüzde 25’i kış mevsiminden bir şekilde etkilenirken yüzde 5’i depresyona girmekte. “Mevsimsel duygu durum bozukluğu” da denilen kış depresyonuna sebep, günlerin kısalıp güneş ışığının azalması.

DENİZ ŞİMDİ NE DURUMDA?
Her sabah kızlarını okula yolladıktan sonra üzerine spor kıyafetlerini giyiyor ve yağmur çamur demeden açık havada yürüyor. Spor onu hem sağlıklı hem de formda tutuyor; açık hava depresyonu engelliyor.
Günlük iş ve spor programını altından kalkabileceği yoğunlukta yapıyor ve sıkı sıkıya takip ediyor.
Sabahları aydınlık bir güne uyandıran ışık sistemi aldı.
Özellikle sebze ve meyve ağırlıklı besleniyor ve şekerli gıdalardan uzak durmaya çalışıyor. Bu hem açlığını bastırıyor hem de kilo almasını engelliyor.
Bu yöntemlerle Kış Depresyonu’nun önüne geçince doktoru ilaç başlamaya gerek görmedi.

HORMON SEVİYESİ
Güneş ışığının azalması ile beyinde serotonin denilen hormonun yapımı azalmakta buna karşın melatonin artmakta. Melatonin uykuyu düzenleyip çoğaltmakla, serotonin ise mizacı yükseltmekle görevli.
Uzmanlar hormon seviyelerindeki bu değişikliklerin depresyon belirtilerinin ortaya çıkmasında rol oynadığına inanıyorlar. Yorgunluk, karbonhidratlı gıdalar yeme dürtüsü ve kilo alma da bu belirtilere eşlik etmekte. Tatlı ve karbonhidrat yenilmesinin serotonini artırarak depresyon belirtilerini yatıştırdığı düşünülmekte. Ancak bu da şişmanlığa sebep olarak depresyonu derinleştirmekte.

Mevsimsel Duygu Durum Bozukluğu ilk belirtilerini genellikle genç yaşlarda vermekte ve kadınlarda erkeklere göre daha sık görülüyor. Bazı gençler şikayetleri “bugün havamda değilim” şiddetinde yaşarken bir kısmı ciddi depresif belirtiler gösteriyor.

DEPRESYONUN BELİRTİLERİ

Genellikle Ocak-Şubat aylarında başlar.
Uyku ve yeme alışkanlıkları değişir.
Sürekli üzüntü, endişe ve boşluk hissi vardır.
Şekerli ve nişastalı gıdalara düşkünlük artar, bunlar iyi hissetmeyi sağlayan serotonini çoğaltır.
Depresyon bahar ve yaz mevsiminin gelmesiyle azalır.
Belirtiler en az iki kış üst üste başka mevsimde depresyon olmadan ortaya çıkar.

TEDAVİDE NE YAPMALI?
En etkilisi insanın zamanını olabildiğince açık havada geçirmesi. Bunun en akıllıca yöntemi sabah sporları. Her sabah yarım saat bile olsa tempolu yürüyüş hem gün ışığı almayı sağlamakta hem de vücudun endorfin ve serotonin salgılamasını sağlamakta. Bu iki madde fiziksel aktivite sonrası salgılanmaları artan ve insana mutluluk veren kimyasallar.

Günün çok kısaldığı ülkelerde ya da dışarı çıkmanın mümkün olmadığı hallerde etkili alternatif tedaviler geliştirilmiş durumda. “Madem sebep gün ışığı eksikliği tedavi de ışık olmalı” tespitiyle hastayı iyileştirmek için yapay gün ışığı kullanılmakta. Tedavinin bazen gözlerde yanma hissi dışında bilinen belirgin yan etkisi yok.

Bunun yanında son yıllarda sabahları gün doğuşunu taklit eden ışık sistemleri, geç ve karanlık kış sabahlarını aydınlık bir uyanışa çevirmekte etkili şekilde kullanılmakta.

Bunların yeterli olmadığı durumlarda ilaç tedavisinin eklenmesi de gerekmekte, doktor tarafından verilecek bir antidepresan ilaç iyilik halinin ortaya çıkmasını hızlandırıyor.

Kaynak: mehtap.ca

Posted in , , , | Leave a comment

GÜNDE SADECE 30 DAKİKAYLA FORMA GİREBİLİRSİNİZ

Shapes size YENİ YIL BOYUNCA, rahatlıkla yapabileceğiniz, sizi eğlendiren bir egzersiz aktivitesi öneriyor.

Uzmanlara göre , her gün yapılan 30 dakikalık egzersizler, kendimizi mutlu hissetmemize sebep olur. Tıpkı çikolatanın verdiği mutluluk gibi. Üstelik kalori harcayarak.

Günümüzde bayanlar için zaman çok değerlidir. Bu nedenle şehir hayatında birçok kadın GÜNDE 30 DAKİKALIK EGZERSİZ PROGRAMINI TERCİH EDER. Böylelikle Shapes’te hem eğlenir hem de sağlıklı yaşamın devamlılığını sağlarsınız. Zamanınızı boşa harcamayın.


Egzersiz, sağlığımızı korumak ya da iyi düzeyde olan sağlık durumumuzu devam ettirmek amacıyla yapılan hareketlerdir.

Sağlıklı yaşamda egzersiz kaçınılmaz bir faktördür. Düzenli egzersiz yapan insanların, kollestrolü düşer, vücuttaki insülin hormonu dengelenir, şeker oranı normal seviyeye gelir.

Düzenli egzersiz yapan insanlarda, özellikle diyet ile birlikte egzersiz yapılırsa, vücutta kas oluşumu hızlanır ve bu sayede yağ oranı azalır .

Sürekli egzersiz yapan insanlarda, vücut da şişmanlığa yol açan “ leptin “ hormonu azalır .


Egzersizin amacı ,

* Oksijen dağılımını ve metabolik süreçleri yoluna koymak,

* Kuvveti artırmak ve dayanıklılığı geliştirmek,

* Vücut yağını azaltmak , kas - eklem hareketlerini iyileştirmektir .


Egzersiz, kişinin ;

* Yaşına ,

* Sağlık durumuna ,

* Kondisyon durumuna ve

* Becerilerine göre farklı özellikler taşımalıdır .

Genel anlamda , haftada üç ile beş kez arasında yapılan düzenli ve ritmik , ortalama " 30 - 45 " dakikalık bir program kişiye yeterlidir . İstenen hedefe göre yoğunluğun şiddetini ve süresini de değiştirmek gerekebilir .


DÜZENLİ EGZERSİZİN FAYDALARI

*Uzun ve sağlıklı bir yaşam

* Güçlü ve dayanıklı kemikler

* Kas ve eklem ağrılarında azalma

* Hareketliliğin ve dengenin artmasıdır.

Düzenli egzersiz stresi azaltır, hayata daha pozitif bakmamızı sağlar. Spor yapan insanlar kendilerini daha iyi ve mutlu hissederler.


Sağlıklı bir yaşam isteyenler " GÜNDE EN AZ 30 DAKİKA " orta derecede fiziki aktivite yapmalıdır .

Bir egzersiz programına başlama:

Egzersizlere yavaş başlamalı, kademe kademe artırmalıyız . Vaktinizi oturarak geçiriyorsanız, aktif hayata geçerken bir plan yapmalısınız. Sizi hastalıklardan, sakatlıklardan koruyacak sağlıklı, verimli ve bağımsız bir hayat istiyorsanız, yaşamınızı kolaylaştıracak egzersizler yapmalısınız. Eğer sağlık probleminiz varsa, egzersiz programına başlamadan önce sağlık kontrolünden geçmeniz ve doktorunuza danışmanız gerekmektedir. Doktorunuz bazı aktiviteleri sizin için sınırlayabilir.



AĞIRLIK ÇALIŞMASI

Kasların, vücudun normal hareketleri sırasında karşılaştığı dirençten, daha fazla dirence karşı, kasılmasını sağlayan egzersizlerdir. Bu egzersizlerle kaslar daha güçlü olur. Bu tarz çalışmalarla,

* Kasların gücü ve dayanıklılığı artar,

* Kalp - damar sistemi gelişir,

* Esneklik artar,



AĞIRLIK ÇALIŞMASI HERKES İÇİN UYGUN MUDUR?

* Her yaşta ve cinste bu tip egzersizleri yapmak mümkündür,

* Bayanlar için en ideal ağırlık sistemi kadın ergonomisine uygun olarak tasarlanan, kendi itme - çekme gücümüzle çalışan " HİDROLİK SİSTEM " dir.



SPOR SAKATLANMALARINDA DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER :

Spor yaralanmalarından uzak durmak için şunlara dikkat etmek gerekir:

* Yeterli ve dengeli beslenmek,

* Ömür boyu düzenli ve bilinçli bir egzersiz programını sürdürebilmek,

* İyi ve kaliteli bir uyku düzeni, yani doğru zamanda yatıp, doğru zamanda kalkabilmek ve bu süreçte kaliteli uyuyabilmek,

* Stresi kontrol edebilmeyi öğrenmek.



SPOR İLE EGZERSİZ ARASINDAKİ FARK :

Sporu sporcular yapar. Biz sağlık için egzersiz yaparız. Nefes nefese kalacağınız sporu yapmamalıyız.

Hala kendimiz için bir egzersiz programı belirleyememişsek YENİ YIL sağlıklı bir başlangıç ve kaliteli yaşam için en uygun zaman dilimidir .


HAYDİ BAYANLAR SHAPES'E !

Seda Ülkü

Shapes For Women
Alsancak Şubesi

Posted in , , , , , , , | Leave a comment

Yeniyılın ilk gününe "Zinde ve Dinamik" Başlamak için Tavsiyeler

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Muhsin Akbaba, yılbaşı akşamı midenin çok yorulmaması, alkol tüketimine dikkat edilmesi ve yılın ilk gününe zinde başlamak için fazla uyunmaması, düzenli beslenilmesi ve yürüyüş yapılması gerektiğini söyledi. 


Akbaba, 31 Aralık günü başta kahvaltı olmak üzere asla öğün atlanmaması, sık aralıklarla ve azar azar beslenilmesi gerektiğini, böylelikle kan şekerinin kontrol altına alınabileceğini belirtti. 


Akşam fazla yemek yenilebileceği düşünülerek gün içerisinde nispeten düşük enerji içeren besinlerin tercih edilmesinin doğru olacağını anlatan Akbaba, ''Akşama doğru açık havada yapılacak 45-60 dakikalık yürüyüş veya kalbi çalıştıracak tarzda egzersizler metabolizmayı düzenlemeye yardımcı olacaktır. Yılbaşı sofrasına çok aç bir şekilde oturmamak için 1-2 saat öncesinde yoğurt, salata, meyve, çorba, buğday ekmeği gibi düşük enerjili besinler tüketilmeli'' dedi. 


Akbaba, besinlerin geniş zaman diliminde çok iyi çiğnenerek yenilmesinin faydalı olacağını, gün içerisinde saatlere yayarak 2-2.5 litre (10-12 su bardağı) su içilmesi gerektiğini vurguladı. Yemeklerde kızartma, kavurma işlemleri yerine, haşlama, ızgara, buğulama ve fırında pişirme işlemlerinin tercih edilmesi gerektiğini anlatan Akbaba, şunları kaydetti: 


''Özellikle diyabet, kalp, tansiyon gibi kronik hastalığı olan kişilerin bu gece yemek yerken daha dikkatli olmaları gerekmektedir. Çok fazla çeşitte ve yağlı besin tüketimi mide bulantısı, hazımsızlık, ishal gibi sağlık problemlerine yol açacağından mümkün olduğu kadar yağsız, az çeşitte besin tüketmeye özen gösterilmelidir. Dışarıda yemek yenecekse hazırlanan yemeklerin içerikleri bilinmeli ve ilk defa tüketilen yemek çeşidi ve besin varsa alerji, hazımsızlık gibi problemlerle karşılaşmamak için dikkat edilmelidir. Alkol alınacaksa yemekle birlikte tercih edilmeli, yanında fazla yağlı meze ve kuruyemiş yenilmemelidir. Maden suyu, ayran, taze sıkılmış meyve suları da tercih edilebilir. Yeni yıla dışarıda girecek olanlara limitsiz meze ve içki seçeneği sunan yerlerden uzak durmalarını öneriyoruz. Yatmadan 2 saat önce yemek tüketimi sonlandırılmalıdır.'' 


Akbaba, yeni yılın ilk günü tatilde olsa 8-9 saatten fazla uyunmaması gerektiğini belirterek, ''Güne mutlaka 1-2 bardak su ardından dengeli bir kahvaltı ederek başlanmalıdır. Sık sık ve az az beslenmeye özen gösterilmeli. Öğle ve akşam yemeğinde haşlanmış sebze, yoğurt, çorba, ekmek gibi mideyi yormayan besinler tercih edilmeli. Gün içerisinde 2-2.5 litre su içilmeli. Yılın ilk gününde 60-90 dakika kadar hafif tempolu yürüyüş yapılmalı'' diye konuştu. 


SAHTE İÇKİYE DİKKAT


Akbaba, metil alkol (sahte içki) zehirlenme belirtilerinin 12-24 saate kadar görülmeyebileceğini, metil alkolün diğer özelliğinin zehirleme dozunun değişkenlik göstermesi olduğunu vurguladı. Zehirlenmenin mide bulantısı, karın ağrısı, baş dönmesi, güçsüzlük gibi belirtilerle başlayacağını ifade eden Akbaba, ''Merkezi sinir sisteminde çökme, körlük, tansiyon düşüklüğü, koma ve ölüm bu olumsuz tablonun ciddi sonuçları olarak ortaya çıkar. Metil alkol ile üretilen rakının tüketici tarafından, tüketilirken veya öncesinde ayırt edilebilmesi olanaklı değil. Ancak tüketildikten sonraki belirtileriyle ayırt edilebilir. Gerçek alkol nedeniyle ortaya çıkan şikâyetler zamanla azalır. Sahte içki zehirlenmesinde şikâyetler gittikçe artar'' dedi. 


Akbaba, hastanın etkilenme durumuna ve etkilenme özelliklerine göre her hasta da tedavinin farklı olacağını, sıvı tedavileri, mide yıkanması, vitamin uygulamaları, diyaliz uygulamaları, özel ilaçlar (panzehir özelliği gösteren) ve etil alkol tedavilerinin uygulanabileceğini bildirdi. 


Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Nefroloji-Hipertansiyon Bilim Dalı Öğretim Üyesi, Ulusal Böbrek Vakfı Kurucu Genel Başkanı Prof. Dr. Yahya Sağlıker de boğma rakı tabir edilen ev yapımı içkilerin, fermentasyon ve distillasyon yollu üzüm suyundan zaman içinde elde edilmiş etanol-etil alkol olduğunu, hipotansiyon, hipoglisemi, hipotermi, konvülsiyonlar ve komalara yol açabileceğini belirtti. 


Ancak odun ispirtosundan elde edilen metanol-metil alkolün çok daha tehlikeli olduğunu anlatan Sağlıker, ''Körlük, metabolik asidozis, solunum bozukluğu, böbrek yetmezlikleri, hipotansiyon, koma ve ölüme götürür. Diyaliz tedavisi ve çeşitli kan değişim yöntemleri uygulanır. Hele antifriz gibi zararlı maddelerin katkısı ile yapılan alkol olan etilen glikol içeren sahte içkiler daha çok böbrek yetmezliğine, metabolik asidoza ve ölümlere yol açar. Diyaliz tedavisi ve çeşitli kan değişim yöntemleri uygulanır'' 


ALKOLLE TANSİYON İLACI ALINMAMALI


Sağlıker, alkolün başlı başına kendisinin damar genişletici etkisi dolayısıyla zaten tansiyonu düşürdüğünü, bu nedenle alkol ile beraber tansiyon ilaçlarının alınmasının doğru olmadığını vurguladı. İkisi beraber alınınca tansiyonun daha da düşeceğini vurgulayan Sağlıker, şunları kaydetti: 


''Baş ağrısı olur. Yüz daha çok kızarır. Takip eden günlerde ayak bilekleri şişebilir. Kabızlık olabilir. Yemek borusundan gıdalar gelebilir. Kırmızı üzüm suyu, beyaz üzüm suyu, portakal, limon, mandalina, greyfurt, bergamut, nar, böğürtlen, karaduttan yapılmış meyve suları da damar genişletici tansiyon ilaçları ile kullanılmamalıdır. Aynı biyokimyasal bozukluklar onlar için de geçerlidir.''


Kaynak : Ezberim.com

Posted in , , | Leave a comment

Yeni Yıl Yeni Yaşam - 2012

Yepyeni bir yıla giriyoruz. Dünyamız güneşin etrafındaki tam turunu tamamlıyor ve yeni bir dönüşe hazırlanıyor. Yeni bir başlangıca… Bizler de bunu kendimiz için yeni bir başlangıç kabul ediyor, şenliklerle kutluyoruz. Pek çoğumuz her yıl yeni kararlar alıyor. “Bu yıl yeni bir araba alacağım” ya da “bu yıl forma gireceğim”..gibi…  Ve yine pek çoğumuz bu kararları her yıl bir sonraki yıla ertelemiş olmaktan dolayı rahatsız. Eğer sizin de içinizde hissettiğiniz bu tarz bir rahatsızlık var ise gelin birlikte bu düğümü nasıl çözeceğimize bakalım. Bu sene hayatınızda bir dönüm noktası olsun…

Bir şeyleri amaç edinmek çok güzel ancak “bu yıl” çok geniş bir zaman dilimi değil mi sizce de? Biz genellikle sadece varılacak sonucu tanımlıyoruz ve onu orada bırakıyoruz. Asıl önemli olan gidiş yollarının tanımını iyi yapabilmek. Eğer doğru bir planlama yaparsak istenilen sonuç zaten kendiliğinden gelecektir.  Amaca ulaşacağımız yolda dikkat edilmesi gereken bazı temel noktalar var.

Söz uçar yazı kalır. Hedeflerinizi maddeler halinde yazın.

Gerçekçi bir plan oluşturun. Hedefinizi başarmak için size gerekli olan zaman dilimini iyi belirleyin. Kendinizi tanıyorsunuz. Ayırabileceğiniz zaman, ekonomik durumunuz gibi faktörleri göz önünde bulundurun.

Esnek olun. Hedeflediğiniz yolda giderken sizi yavaşlatacak dışsal faktörler meydana gelecektir. Dünyanın kontrolü elimizde değil. Bu tarz durumları normal kabul edin ve yılmayın. Ara verdim demeyin, süreci askıya almayın, zaman zaman çok yavaşlayabilirsiniz ama asla durmayın.

Doğru zaman şimdidir. Başlamak için doğru zaman diye bir zaman yoktur. Şu da hallolsun öyle başlayayım demeyin. Çünkü halledilecek işler asla bitmez. O nedenle bu düşüncenin sizi durdurmasına izin vermeyin, hiçbir şeyi ertelemeyin. Üstelik yeni bir şeylere adım atmak için yepyeni bir yıldan daha iyi bir nedeniniz olamaz..

Tüm bunları gerçekleştirebilmek için sağlığınıza özen gösterin. Sağlıklı olmadan alınan kararları gerçekleştirebilmek pek olanaklı değil. Hareketsiz yaşam, fast food beslenme ve stres aktif şehir yaşamının muhteşem üçlüsü. Bizi her gün içten içe kemiriyor. Üstelik her geçen yıl biz yetişkinlerin bedenlerini biraz daha eskitiyor ve bu muhteşem üçlüye bedenlerimizin toleransı azalıyor.

Benim önerim bu yıl kendi yıpranma payınızı minimum seviyeye çekmeyi ilk hedef olarak belirleyin. Bunun için ilk olarak aldığınız gıdalara dikkat edin. Hatta, mutlaka uzman bir diyetisyene danışın. Çünkü her birimizin vücudunun ihtiyaç duyduğu besinler birbirinden farklı. Bir taraftan fazlalıklarımızdan kurtulurken bir taraftan da vücudumuzun daha dirençli hale gelmesi ancak kişiye özel doğru bir diyet programının uygulanması ile mümkün. Diyetinizi mutlaka kendi koşullarınıza (yaşınız, yağ oranınız,vücut yapınız..vs) uygun bir egzersiz programıyla destekleyin. Hatta spor yaptığınız zamanı yalnızca kendiniz için ayırdığınız bir zaman olarak algılarsanız emin olun çok daha fazla keyif alacaksınız.

Son olarak daha fazla hoşgörülü olmaya çalışın. Hepimizin insan olduğunu ve kusurlarımızın olabileceğini unutmayın. Hayata gülümseyin (:

Herkese sağlık, mutluluk dolu bir yeni yıl diliyorum..



Mine Tekin

Psikolog
Shapes For Women Türkiye

Posted in , , | Leave a comment

"Hızlı Spor"cu Shapes for Women 50 Şubeyi Aştı [Radikal.com.tr]

Tüm dünyada gelişen ‘hızlı spor’ yapma trendi Türkiye’de de Shapes for Women zinciri sayesinde hızla yayılıyor.

Sadece kadınlara özel hazırlanan spor salonlarında, günlük 30 dakika spor sayesinde kadınlar günlük spor ihtiyacının tümünü karşılayabiliyor. Shapes for Women hızlı spor zinciri Türkiye’de 2.5 yıl içinde 50 şubeye ulaştı, şube sayısı her hafta artıyor.

Merkezi ABD Teksas’ta bulunan Shapes for Women’ın Türkiye’deki şube sayısı hızla artıyor. Shapes for Women’ın amacı; alışılanın aksine kadınların spora uzun vakitler ayırmadan gün içinde kısa bir zaman diliminde incelme sağlamak. Spor salonlarında uzmanlar tarafından kadınlara günde maksimum 30 dakika düzenli spor yaptırılıyor. Bu sayede sağlıklı bir kadının günlük kas çalıştırma süresi yeterli oranda sağlanmış oluyor.

Shapes for Women salonlarında bulunan tüm aletler kadın ergonomisi ve vücut yapısı değerlendirilerek üretiliyor. Spor ekipmanlarındaki hidrolik sistemi, kadınların kendi itme çekme gücüyle çalışmasını sağlarken, vücutta rehabilite edici özelliği de bulunuyor. Bu tüm dünyada yeni bir trend. Artık dünyada spor salonları bir yönüyle vücut rehabilitasyon salonu işlevi de görüyor.
Shapes for Women’da bütün ekipman buna göre ayarlanmış durumda. Tümü uzman spor eğitimcileri eşliğinde uygulanan, ana istasyon adı verilen sekiz tane hidrolik alet ve ara istasyon adı verilen dört farklı cins ekipman sayesinde bir günlük spor ihtiyacı karşılanıyor.

Shapes for Women salonlarında Türkiye’de ki benzerlerinden farklı olarak; tüm egzersiz boyunca eğitmen üyelerin yanında yer alıyor, yapılan ara istasyon hareketlerini eğitmen belirliyor ve gösteriyor. Ayrıca ara istasyonlardaki çeşitlilik bayanların hiç sıkılmadan uzun süre çalışabilmelerini sağlıyor. Rakiplerde yalnızca koşu karesi ile spor yapma olanağı bulunurken Shapes for Women’da koşu karesi, step tahtası, pilates topu ve pilates lastiği kullanılıyor. Ve tüm bu cihazların üyeler tarafından kullanımı sırasında antrenör birebir çalıştırıyor. Spor salonlarına üye olmanın pahalı olduğunu düşünüp çekinen kadınlar için Shapes for Women çok hesaplı bir seçenek. Aylık olarak ekonomik ücretler karşılığında Shapes for Women hizmetlerinden yararlanmak mümkün.

Hedef zaman içinde her mahalleye bir Shapes for Women şubesi açarak hızla yaygınlaşmak. Shapes for Women franchising sistemi ile her hafta yeni bir şube açılıyor. Shapes for Women’ın çoğunluğu Avrupa’da olmak üzere 14 ülkede 600’den fazla şubesi bulunuyor. Shapes For Women Türkiye, Ekim 2007 de kurulmuş olup, Hidrolik Fitness ve Fast Form konusunda sadece kadınlara hizmet veriyor.
Shapes for Women’ın Türkiye’de şu anda 50 şubesi var. Şube sayısı gün geçtikçe artıyor. Shapes for Women markasının Türkiye’deki temsilcisi genç bir girişimci kadın olan Gediz Ersin.

Posted in , , , , , , | Leave a comment

Arama Yap

Shapes Turkey