Kadın Sağlığı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ağrı kesici içerken bir daha düşünün!
Toplumda baş ağrısının bireylerin, yaklaşık yüzde 90’ında görüldüğünü belirten Uzm. Dr. İsmail Ekici, söz konusu ağrıların hepsinin belli bir olaya bağlı olmayan, primer ya da altında herhangi bir neden olmayan ağrılar olduğunu ifade etti.
Baş ağrısından dolayı bireylerin kulaktan dolma ve fazlaca ağrı kesici kullandığını belirten Ekici, ağrı kesicilerin bilinenin aksine baş ağrısını tetikleyen bir yapısı olduğunu vurguladı.
Ekici “Özellikle toplumda migrenim var komşum bu ilacı kullanıyor, eczaneden şunu önerdiler gibi tanıdık tavsiyesine dayanarak ilaç kullanımı yaygın ve bu durum çok yanlış. İşte burada bir nöroloji uzmanının devreye girerek kişiyi tedavi etmesi lazım. Sadece ağrı kesici azaltılsa bile, kişide ağrı oranı azaltılabilir.” diye konuştu.
BAŞ AĞRILARININ YARISI MİGREN KAYNAKLI
Baş ağrılarının yarısına yakınını migrenin oluşturduğunu söyleyen Ekici, migreni kronik, tekrarlayıcı, geldiği zaman bir kaç gün süren, kişiyi işinden gücünden alıkoyan, dolayısıyla ekonomik kayba sebep olan, bir hastalık olarak tanımladı. Ekici, migrene bağlı olarak, otonomik semptomlar adı verilen bulantı, kusma, ışıktan rahatsız olma gibi belirtilerin de migrene eşlik edebileceğini kaydetti.
MİGREN KADINLARDA DAHA ÇOK GÖRÜLÜYOR
Migrenin daha ziyade kadınlarda görüldüğünü dile getiren Ekici, “Kadınlarda oranın yüksek olmasının sebebi hormonal denge, mens dönemi, doğum kontrol hapları, çabucak stres girme gibi tetikleyici faktörler. Bunun dışında genel olarak hava değişimleri, sıcaklık değişimleri, açlık, uykusuzluk, psikolojik sıkıntılar, depresyon da migreni tetikleyebilir.” dedi.
BEYAZ PEYNİR, ÇİKOLATA, NARENCİYE BAŞ AĞRISI NEDENİ
Ayda 4 defadan fazla baş ağrısı çekenlerin mutlaka bir nöroloji uzmanına görünmesi gerektiğinin altını çizen Ekici, sigara, çay, kahve gibi alışkanlıkların da bazen baş ağrısı yapabildiğine dikkat çekti. Kahvenin kişiye göre değişiklik göstermesi şartı ile bazen baş ağrısına iyi geldiğini belirten Ekici, “Yine kişiye göre değişmekle birlikte beyaz peynir, çikolata, narenciyeler baş ağrısını tetikleyebilir. Bunları yediğinde kişiye baş ağrısı yapıyorsa ya yapmaması gerekiyor ya da asgariye indirmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.
Kaynak:
http://www.haberturk.com/saglik/haber/753670-agri-kesici-icerken-bir-daha-dusunun
Baş ağrısından dolayı bireylerin kulaktan dolma ve fazlaca ağrı kesici kullandığını belirten Ekici, ağrı kesicilerin bilinenin aksine baş ağrısını tetikleyen bir yapısı olduğunu vurguladı.
Ekici “Özellikle toplumda migrenim var komşum bu ilacı kullanıyor, eczaneden şunu önerdiler gibi tanıdık tavsiyesine dayanarak ilaç kullanımı yaygın ve bu durum çok yanlış. İşte burada bir nöroloji uzmanının devreye girerek kişiyi tedavi etmesi lazım. Sadece ağrı kesici azaltılsa bile, kişide ağrı oranı azaltılabilir.” diye konuştu.
BAŞ AĞRILARININ YARISI MİGREN KAYNAKLI
Baş ağrılarının yarısına yakınını migrenin oluşturduğunu söyleyen Ekici, migreni kronik, tekrarlayıcı, geldiği zaman bir kaç gün süren, kişiyi işinden gücünden alıkoyan, dolayısıyla ekonomik kayba sebep olan, bir hastalık olarak tanımladı. Ekici, migrene bağlı olarak, otonomik semptomlar adı verilen bulantı, kusma, ışıktan rahatsız olma gibi belirtilerin de migrene eşlik edebileceğini kaydetti.
MİGREN KADINLARDA DAHA ÇOK GÖRÜLÜYOR
Migrenin daha ziyade kadınlarda görüldüğünü dile getiren Ekici, “Kadınlarda oranın yüksek olmasının sebebi hormonal denge, mens dönemi, doğum kontrol hapları, çabucak stres girme gibi tetikleyici faktörler. Bunun dışında genel olarak hava değişimleri, sıcaklık değişimleri, açlık, uykusuzluk, psikolojik sıkıntılar, depresyon da migreni tetikleyebilir.” dedi.
BEYAZ PEYNİR, ÇİKOLATA, NARENCİYE BAŞ AĞRISI NEDENİ
Ayda 4 defadan fazla baş ağrısı çekenlerin mutlaka bir nöroloji uzmanına görünmesi gerektiğinin altını çizen Ekici, sigara, çay, kahve gibi alışkanlıkların da bazen baş ağrısı yapabildiğine dikkat çekti. Kahvenin kişiye göre değişiklik göstermesi şartı ile bazen baş ağrısına iyi geldiğini belirten Ekici, “Yine kişiye göre değişmekle birlikte beyaz peynir, çikolata, narenciyeler baş ağrısını tetikleyebilir. Bunları yediğinde kişiye baş ağrısı yapıyorsa ya yapmaması gerekiyor ya da asgariye indirmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.
Kaynak:
http://www.haberturk.com/saglik/haber/753670-agri-kesici-icerken-bir-daha-dusunun

Posted in
ağrı kesici,
haberturk,
iha,
Kadın Sağlığı,
migren,
Shapes for Women,
Shapes Turkey
|
Leave a comment
Masaj ve Masaj Çeşitleri
Klasik Masaj:
Klasik masaj, dinlenme ve gevşeme yöntemi olarak kullanılan bir masaj türüdür. Önemli olan masaj yaptıran kişinin rahat bir ortamda kendini zinde ve dinlenmiş hissetmesini sağlanabilmektir.Vücuda, lokal veya tamamen uygulanır.
Faydaları:
- Dolaşım hızını artırır,
- Dokuları ve hücreleri canlandırır,
- Dolaşımı düzenler,
- Kas gerilimini azaltarak konsantrasyonu güçlendirir.
Amaç:
Masaj uygulaması yapılan kişinin, günün yorgunluklarından ve stresinden kurtulmasına yardımcı olmak; rahat ve keyifli bir ortamda kendini zinde ve dinlenmiş hissetmesini sağlayabilmektir.
Süresi yaklaşık 45 - 60 dakikadır.
Klasik masaj ( İsveç Masajı ) nasıl yapılır ?
- Öfleraj,
- Petrisaj,
- Friksiyon,
- Tapotement ve
- Vibrasyon manipülasyonlarını içeren batı tekniği ile yapılan bir masajdır.
Sıvazlama (Öfleraj) :
Klasik masaj öflerajla başlar ve öflerajla biter. Bölgesel olarak sıvazlama,
- Tek elle,
- Çift elle,
- Avuç içiyle,
- Parmaklarla ya da el sırtıyla yapılabilir.
Uygun bulunursa kolda veya baldırda tek elle yapılan sıvazlama, sırt masajında iki elle uygulanabilir.
Ayak altında ve parmaklarda ise öfleraj için el ayası ve parmaklar kullanılabilir. Öfleraj kalp yönüne doğru derin basınç ile de uygulanır. Buna " derin öfleraj " denir. Başlangıç noktasına ters yönde ise basınç azaltılır. Buna da " yüzeysel öfleraj " denir.
Yoğurma (Petrisaj):
Petrisaj, kası doğrudan ele alan etkili bir manipülasyonudur.
- Tek elle veya
- Çift elle uygulanır.
Yoğurma hareketleriyle, kas sıkıştırılır ve esnetilir. Petrisaj hareketi, sıvazlamanın tersine yüzeyseldir. Dokular sıkıştırılarak esnetilir. Bu şekilde kısalmış dokular gerilir. Sıkışmış dokuların açılaması hedeflenir.
YAPILMASI GEREKENLER :
Petrisajda kasa uygulanan basınç seyrektir. Hareket kas liflerinin gidişine göre yapılmayabilir. Ama kasın tamamı esnetilmeli ve yoğrulmalıdır. Kan dolaşımında hızlanma gerçekleşir.Gereksiz maddelerin uzaklaştırılması sağlanır. Yoğurma hareketi kasların dinlendirilmesinde çok etkilidir. Deride hiperemi (kızarıklık) gözlenir. Vücudun kan akımında hızlanma, kas esnekliğinde artma ve yumuşama beklenir.
YAPILMAMASI GEREKENLER :
Petrisajın etkili olabilmesi için derin ve yüzeysel dokuların sıkıştırılmaması gerekir. Uygulama sahasının büyüklüğü azaldıkça basınçta azaltılır. Petrisaj hareketlerinin yavaş, yumuşak ve ritmik şekilde uygulanması kadar, masörün dokuları tam olarak kavraması da önemlidir.
FRİKSİYON :
Belirli bölgeler üzerinde basınçla yapılan dairesel hareketlerdir.
- Baş parmak,
- Elin uçları ve
- Elin bütünü ile yapılabilir.
Dokular üzerindeki etkisi basıncın şiddetine göre değişir. Sertleşmiş deri dokularına uygulanan friksiyonda deri altı doku üzerinde hareketlidir.
Derinde kas dokusunu etkilemek amacıyla yapılacak friksiyonun basıncı ise daha fazla olmalıdır.Derin friksiyon masajında derinin kayması istenmez. Basıncın etkisini artırmak için eller üst üste konulur.
NEDEN FRİKSİYON MASAJI YAPILIR ?
Kas içerisindeki, nodülleri dağıtmak için yapılır. Ağrılı bir manipülasyondur. Kas içi kanamalara neden olabilir. Sırt masajında friksiyon, gergin doku bölgesinin yoğun olduğu kürek kemiği ( scapula ) etrafında kullanılır. Friksiyonda uygulanacak basınç sık olmalıdır.Ama dokunun yapısını bozacak kadar ağır olmamalıdır. Dokunun hareket yeteneğini artırmak beklenir. Uygulama bölgesinde hiperemi ( kızarıklık ) oluşur.
Darbeleme (Tapotement) :
Kas içi uyarı yapılan bir masaj manipülasyonudur. Uygulamada eller ritmik olarak o bölgeye çarptırılır.Darbelemede diğer masaj manipülasyonlarında olduğu gibi dolaşımı artırıcı etki beklenmez. Damarlarda önce bir daralma ve ardından genişleme olur. Kas tonusunda artma beklenir.
Vibrasyon (Titreşim) :
Genellikle bütün avuç ve parmak uçlarıyla uygulanır. Eli kaydırmadan doku üzerinde sabit kalır ya da belli bir yönde yavaşça yürütülebilir. Çok kısa frekanslarla yapılan titreşim dokuya aktarılır. En nitelikli vibrasyon elektrikli masaj aletleriyle elde edilir.
VİBRASYONUN ( TİTREŞİM ) FAYDALARI :
- Kas spazmını çözer
- Ağrı azaltıcı etkisi vardır ve
- Kas gerginliğini giderebilen en önemli masaj hareketidir.
Seda Ülkü
Shapes for Women Alsancak

Ayakkabı Seçerken Dikkat!
Ayak ağrılarının büyük bölümünün yanlış ayakkabı seçmekten kaynaklandığını dile getiren uzmanlara göre, yürüme bozuklukları, ayağın yapısına ve fonksiyonuna bakılan ''Biyomekanik Analiz'' ile saptanabiliyor.
Uzmanlar, iyi bir ayakkabının ayağın yapısını ve fonksiyonunu desteklemesi gerektiğine dikkat çekiyor. Spor hekimi Ahmet Hamdi Çağlar, yürüme bozuklukları ve bunların tedavisiyle ilgili bilgiler verdi. Diz hafif bükülü olarak, topuktan parmak ucuna doğru hafifçe basılarak yürünmesi gerektiğini belirten Çağlar, ''Ama topuktan parmak ucuna doğru yapılan hareketin de belli bir süreçte gerçekleşmesi lazım. Tekrar yürüyüşe devam ederken de parmaktan kalkmak gerekiyor'' dedi.
Çağlar, topuktan parmağa geçiş süreci, ayağın yere basma açısı, dışa ve içe yük verme miktarının iyi bir yürüyüş için değerlendirilmesi gereken parametreler olduğunu bildirdi. ''Biyomekanik analiz''de, hassas platformda yapılan yürüme testiyle ayağın yapısına ve fonksiyonuna bakıldığını anlatan Çağlar, böylece bu analiz sayesinde kişinin hem ayakta dururken hem de yürürken ayağının yapısı ve fonksiyonuyla ilgili bilgi edinebildiklerini belirtti.
Çağlar, ayak analiziyle ilgili şu bilgileri verdi: ''Ayak dinamik bir organdır. Hem yürürken hem de koşarken yapısına bakmak gerekir. Biyomekanik analizde hastaların nasıl yürüdüğüne, ayaktaki yük dağılımının nasıl olduğuna bakıyoruz. Analizdeki kırılma noktaları yükün fazla olduğu durumları gösteriyor. Tespit ettiğimiz sorunlar için egzersiz ya da tabanlık öneriyoruz. Hastayı 6 ay ile 1 yıl arasında takip edip değişikliklere bakıyoruz.''
Tedavi için başvuran hastaların ayak ağrılarının büyük bölümünün taban çökmesinden kaynaklandığını, kadınlarda yüksek topuklu ayakkabı giymekten kaynaklanan ağrı, topuk dikeni gibi şikayetlere de sıklıkla rastlandığını ifade etti.
Yanlış Ayakkabı Seçimi
Ayak tabanındaki oyuğun azalması ve düzleşmesi nedeniyle oluşan taban çökmesinin farklı nedenlere bağlı olabildiğini kaydeden Çağlar, şunları belirtti: ''Taban çökmesinin en önemli nedenlerinden biri yanlış ayakkabı seçimi. Ayrıca egzersiz alışkanlığı olmadığı için ayak kasları güçlenmiyor ve vücudu taşımakta zorlanıyor. Kilo da varsa bu sorun iyice artıyor ve kısır döngü şeklinde devam ediyor. Yanlış ayakkabı seçimiyle sorun iyice katlanıyor. Hastalar zaten genellikle ya yanlış ayakkabı seçimi ya da aşırı kilodan kaynaklanan sorunla başvuruyor. İyi bir ayakkabı, ayağın yapısını ve fonksiyonunu desteklemelidir. Doğru bir ayakkabıyla ayak normal fonksiyonunu görmeli, içe basma ve burkulmayı engellemeli, topuğu olması gereken yerde tutmalıdır.''
Yürüme bozukluklarının tespiti için yapılan ''Biyomekanik Analiz'' doğrultusunda, hastalara uygun ayakkabı ve tabanlık önerildiğini ifade eden Çağlar, ''Egzersiz ve uygun ayakkabı kullanımıyla sorun giderilmezse tabanlık öneriyoruz'' dedi. 30-35 yaş sonrasında ayak yapısında bir değişme olmadığını, bu yaş sonrasında tabanlıkların ya hastayı rahatlatmak için ömür boyu ya da belirli bir süre için yaşam kalitesini artırmak amacıyla kullanıldığını söyledi.
Ayak biyomekaniğinin sporcular için de önemli olduğunu, kendisinin aynı zamanda Kayserispor'un doktorluğunu yaptığını dile getiren Çağlar, ''Ayak biyomekaniği sporcuların performansını da artırır. Biyomekanik düzeltmelerle performans da düzeltilir. Ufak tefek düzeltmeler bile madalya şansını artıran unsurlardır'' diye konuştu. Ayak başparmağının kullanımının büyük önem taşıdığını anlatan Çağlar, ''Baş parmak yeteri kadar itici olmazsa kemik çıkıntısı oluşur. Aksi durumlarda ise eklem sertliği ortaya çıkar'' dedi.
Ayakkabı Seçerken Dikkat
Spor hekimi Ahmet Hamdi Çağlar, ayakkabı seçerken dikkat edilmesi gerekenlerle ilgili şu bilgileri aktardı:
-Kötü bir ayakkabı ya ayağın aşırı fonksiyon yapmasına neden olur ya da bu fonksiyonu engeller. İyi bir ayakkabının ayak fonksiyonunu desteklemesi, bu fonksiyonu engellememesi lazım.
-Seçilen yanlış ayakkabıda en büyük sorun topuğun içe ve dışa dönmesidir. İyi bir ayakkabıda topuğu kavrayan kısım koruyucu ve yeterince sert olmalı ki topuk ayakkabının içinde sağa sola dönmemelidir.
-Ayakkabının orta kısmıyla parmak arasındaki bölüm bükülebilmeli, orta kısım bükülmemelidir.
-Ayağın ön kısmındaki genişlik ayağa tam uymalıdır.
-Parmaklar yürürken öne kaydığı için ön tarafta bir parmak boşluk olmalıdır. Aksi takdirde yürürken parmaklar öne kayar ve sıkıntı oluşur.
-Ayakkabı günün belirli saatlerinde alınmalıdır. Gün içindeki aktivitelerin sona ermesinin ardından, ayakta halk arasında ''şişme'' denilen ödem oluştuktan sonra ayakkabı denenmelidir.
-Sağ ve sol ayak arasındaki fark olabileceği için satın alınmadan önce her iki ayakkabı da denenmelidir ve 3-4 dakika bu şekilde beklenmelidir.
-Çocuklarda ayakkabı denendikten sonra ayak kontrol edilmeli, kızarıklık bulunup bulunmadığına bakılmalıdır.
-Ayak yük dağılımını bozduğu için kadınlar 2 santimetreden daha yüksek topuklu ayakkabı tercih etmemelidir.
-Kış aylarında kar ve yağışlı havaya uygun tabanlığı olan ayakkabılar tercih edilmelidir.
Kaynak : Kenthaber.com
Uzmanlar, iyi bir ayakkabının ayağın yapısını ve fonksiyonunu desteklemesi gerektiğine dikkat çekiyor. Spor hekimi Ahmet Hamdi Çağlar, yürüme bozuklukları ve bunların tedavisiyle ilgili bilgiler verdi. Diz hafif bükülü olarak, topuktan parmak ucuna doğru hafifçe basılarak yürünmesi gerektiğini belirten Çağlar, ''Ama topuktan parmak ucuna doğru yapılan hareketin de belli bir süreçte gerçekleşmesi lazım. Tekrar yürüyüşe devam ederken de parmaktan kalkmak gerekiyor'' dedi.
Çağlar, topuktan parmağa geçiş süreci, ayağın yere basma açısı, dışa ve içe yük verme miktarının iyi bir yürüyüş için değerlendirilmesi gereken parametreler olduğunu bildirdi. ''Biyomekanik analiz''de, hassas platformda yapılan yürüme testiyle ayağın yapısına ve fonksiyonuna bakıldığını anlatan Çağlar, böylece bu analiz sayesinde kişinin hem ayakta dururken hem de yürürken ayağının yapısı ve fonksiyonuyla ilgili bilgi edinebildiklerini belirtti.
Çağlar, ayak analiziyle ilgili şu bilgileri verdi: ''Ayak dinamik bir organdır. Hem yürürken hem de koşarken yapısına bakmak gerekir. Biyomekanik analizde hastaların nasıl yürüdüğüne, ayaktaki yük dağılımının nasıl olduğuna bakıyoruz. Analizdeki kırılma noktaları yükün fazla olduğu durumları gösteriyor. Tespit ettiğimiz sorunlar için egzersiz ya da tabanlık öneriyoruz. Hastayı 6 ay ile 1 yıl arasında takip edip değişikliklere bakıyoruz.''
Tedavi için başvuran hastaların ayak ağrılarının büyük bölümünün taban çökmesinden kaynaklandığını, kadınlarda yüksek topuklu ayakkabı giymekten kaynaklanan ağrı, topuk dikeni gibi şikayetlere de sıklıkla rastlandığını ifade etti.
Yanlış Ayakkabı Seçimi
Ayak tabanındaki oyuğun azalması ve düzleşmesi nedeniyle oluşan taban çökmesinin farklı nedenlere bağlı olabildiğini kaydeden Çağlar, şunları belirtti: ''Taban çökmesinin en önemli nedenlerinden biri yanlış ayakkabı seçimi. Ayrıca egzersiz alışkanlığı olmadığı için ayak kasları güçlenmiyor ve vücudu taşımakta zorlanıyor. Kilo da varsa bu sorun iyice artıyor ve kısır döngü şeklinde devam ediyor. Yanlış ayakkabı seçimiyle sorun iyice katlanıyor. Hastalar zaten genellikle ya yanlış ayakkabı seçimi ya da aşırı kilodan kaynaklanan sorunla başvuruyor. İyi bir ayakkabı, ayağın yapısını ve fonksiyonunu desteklemelidir. Doğru bir ayakkabıyla ayak normal fonksiyonunu görmeli, içe basma ve burkulmayı engellemeli, topuğu olması gereken yerde tutmalıdır.''
Yürüme bozukluklarının tespiti için yapılan ''Biyomekanik Analiz'' doğrultusunda, hastalara uygun ayakkabı ve tabanlık önerildiğini ifade eden Çağlar, ''Egzersiz ve uygun ayakkabı kullanımıyla sorun giderilmezse tabanlık öneriyoruz'' dedi. 30-35 yaş sonrasında ayak yapısında bir değişme olmadığını, bu yaş sonrasında tabanlıkların ya hastayı rahatlatmak için ömür boyu ya da belirli bir süre için yaşam kalitesini artırmak amacıyla kullanıldığını söyledi.
Ayak biyomekaniğinin sporcular için de önemli olduğunu, kendisinin aynı zamanda Kayserispor'un doktorluğunu yaptığını dile getiren Çağlar, ''Ayak biyomekaniği sporcuların performansını da artırır. Biyomekanik düzeltmelerle performans da düzeltilir. Ufak tefek düzeltmeler bile madalya şansını artıran unsurlardır'' diye konuştu. Ayak başparmağının kullanımının büyük önem taşıdığını anlatan Çağlar, ''Baş parmak yeteri kadar itici olmazsa kemik çıkıntısı oluşur. Aksi durumlarda ise eklem sertliği ortaya çıkar'' dedi.
Ayakkabı Seçerken Dikkat
Spor hekimi Ahmet Hamdi Çağlar, ayakkabı seçerken dikkat edilmesi gerekenlerle ilgili şu bilgileri aktardı:
-Kötü bir ayakkabı ya ayağın aşırı fonksiyon yapmasına neden olur ya da bu fonksiyonu engeller. İyi bir ayakkabının ayak fonksiyonunu desteklemesi, bu fonksiyonu engellememesi lazım.
-Seçilen yanlış ayakkabıda en büyük sorun topuğun içe ve dışa dönmesidir. İyi bir ayakkabıda topuğu kavrayan kısım koruyucu ve yeterince sert olmalı ki topuk ayakkabının içinde sağa sola dönmemelidir.
-Ayakkabının orta kısmıyla parmak arasındaki bölüm bükülebilmeli, orta kısım bükülmemelidir.
-Ayağın ön kısmındaki genişlik ayağa tam uymalıdır.
-Parmaklar yürürken öne kaydığı için ön tarafta bir parmak boşluk olmalıdır. Aksi takdirde yürürken parmaklar öne kayar ve sıkıntı oluşur.
-Ayakkabı günün belirli saatlerinde alınmalıdır. Gün içindeki aktivitelerin sona ermesinin ardından, ayakta halk arasında ''şişme'' denilen ödem oluştuktan sonra ayakkabı denenmelidir.
-Sağ ve sol ayak arasındaki fark olabileceği için satın alınmadan önce her iki ayakkabı da denenmelidir ve 3-4 dakika bu şekilde beklenmelidir.
-Çocuklarda ayakkabı denendikten sonra ayak kontrol edilmeli, kızarıklık bulunup bulunmadığına bakılmalıdır.
-Ayak yük dağılımını bozduğu için kadınlar 2 santimetreden daha yüksek topuklu ayakkabı tercih etmemelidir.
-Kış aylarında kar ve yağışlı havaya uygun tabanlığı olan ayakkabılar tercih edilmelidir.
Kaynak : Kenthaber.com

İçimizdeki Gizli Güç : Nefes Mucizesi
Bekleyerek yaşamınızı değiştiremezsiniz. Yerinizden kalkın ve birşey yapın! Eğer arzuladığınız birşeyler varsa DAHA AZIYLA YETİNMEYİN !
Şu anda olduğunuz insanla, olmak istediğiniz insan arasındaki aralığı doldurmaya ,ilerlemeye gerçekten hazırmısınız?
Yeni yaşamınız aslında size nefesiniz kadar yakın... NEFESİNİZİ, yaşamınızı, enerjinizi, bedeninizi, zihninizi ve duygularınızı değiştirebilmeniz için tek yapmanız gereken doğru ve bağlantılı diyafram nefesini ve DOĞAL NEFESİ öğrenmek için nefes çalışmalarına katılmanız...
Hepimiz hayattan daha fazlasını istiyoruz; daha fazla mutluluk, neşe, sağlık ve tatmin... Düşünceleriniz, duygularınız, istekleriniz, nasıl nefes aldığınız hepsi değişebilir. Her zaman daha iyisi olabilir daha iyisini yapabilirsiniz. Yaşamınızı daha iyiye ve güzele götürmek için NEFES mucizesi doğru adımdır. Dünyanın farklı yerlerindeki bilim dergilerinin bağımsız olarak incelenmesiyle derlenmiş bilimsel araştırma sonuçları, oksijenin ve nefes almanın sağlık ve iyileşmeyle ilgili yararlarını ve mekanizmalarını ana hatlarıyla belirlemeyi amaçlamaktadır. Buna göre düşük oksijen seviyelerinde üreyen Kanserden, Kalp,Tansiyon ve Damar hastalıklarına, Bel ve Boyun ağrılarına, MS'de Diyafram ve Solunum Akciğer rahatsızlığı olan Koah ve Psikolojik kökenli hastalıklar, Anksiyete, Derin Kaygı, Endişe ve Depresyona kadar bir çok fiziksel ve ruhsal hastalığa karşı son yıllarda bilimsel olarak da kabul gören Nefes terapileri, özellikle istenmeyen bağımlılıklardan özgürleşme anlamında (Sigara, Alkol, Madde, Aşırı Yeme Hissi) gibi birçok konuda iyileşme sürecini hızlandıran ve kabul gören bir terapi yöntemidir..
Nefes alışımızın derinliğini, ritmini ve hızını değiştirmek suretiyle kimyamızı, duygularımızı, tutumumuzu ve hatta görünüşümüzü değiştirebiliyoruz ve bu değişiklikler ile bakış açımız kendimizi daha olumlu bir akıl-beden durumuna getirecek sekilde değişebilir. Bu sistem ile yaşantımızı yeniden programlamak mümkün.
Fiziksel bir bakıs acısıyla bakacak olursak nefesimiz yasam ile bagımız. Yemek olmadan 30 gün dayanabiliriz su olmadan ise 3 gün fakat nefes almadan gecirecegimiz 3 dakika icinde ölürüz. Cogu insan, nefes alıp vermekle saglıklı oldugunu sanır. Ancak gercek sudur ki derin ve tam olarak nefes almadığımız taktirde vücudumuz ihtiyacı olan oksijeni alamaz. Oksijen hücreleri besler ve bir cok insan ise hücrelerine oksijenden yana aclıga mahkum eder. Bu kadar insanın kendine sürekli yorgun hissetmesine sasmamak gerekir. Oysa cözüm nefes alısverisimizin bilincli olarak yeniden yönlendirilmesi kadar basit.
Nevdar Dönmez
Nefes Terapisti
Shapes for Women
İzmir / Güzelbahçe
