Bu kış beyaz geçecek!


Geçtiğimiz yıllarda kışın beyaz giyinme konusunda oluşan ön yargılar artık tamamen kalktı diyebiliriz.

Bu kış beyaz pantolondan kabana kadar tüm kıyafetleri kapsayan geniş bir yelpazede koleksiyonları süslüyor. 2012 2013 kış sezonu defilelerinde beyazlar, dore ve siyah tonlarıyla kombinleniyor.


Posted in , , , | Leave a comment

Bayramda Nasıl Beslenmeli?

Ramazan ayı sonrası beslenme alışkanlıklarımız yine değişiyor.

1. Sağlıklı beslenme konusunda öncü olun.
Sağlıklı bayram sofralarında küçük kaçakları hafif atlatmak daha kolay. Eğer siz ev sahibi iseniz, misafirlerinizin ve kendi sağlığınız için sağlıklı ve hafif yemekler ve tatlılar hazırlayın. Kızarmış yağlı yiyeceklere, ağır hamur tatlılarına sofranızda yer vermeyin. 2-3 çeşit sebze yemeği, tam tahıl ekmeği, yoğurt – yoğurtlu sebzeli salatalar, bol çiğ sebzeler, bol ve çeşitli mevsim meyveleri sofranızın demirbaşları olsun. İçecek olarakda suyu ön plana çıkarın.

2. Çeşitli beslenin.
Sofradaki her çeşit yiyecek grubundan tüketin, böylece dengeyi sağladığınız için kilo alma riskiniz azalmış olur.

3. Porsiyon haklarınızı kontrollü kullanın.
Abartıdan kaçının, her şeyden yiyin ama porsiyon hakkınızı doğru kontrol edin. Bayram günleri ikramsız ve tatlısız olmaz. Bayramı hem sahip olduğunuz vücut ağırlığı ile sonlandırmak hem de ikramlarda mızıkçı olmamak ve sevdiğiniz tatlardan uzak durmamak istiyorsanız, ısrarları geri çevirmeyin. Günlük beslenme hakkınızı takip ederek tüketim miktarların aözen göstererek bayram tatlarından tadabilirsiniz.

4. Şeker, çikolata ve tatlı tüketimi olabileceken alt düzeyde olsun.
Şeker, besin kalitesi yok denecek kadar az olan boşenerji kaynağıdır. Bu nedenle basit şeker beslenmemizde ne kadar az yer alırsa,beslenme programlarımız o kadar sağlıklı olur. Bayramda şeker tüketimine sınır koymak için, ikram edilen şekerleri ve çikolataları atlayın, hakkınızı tatlı için saklayın. Sütlü tatlı veya meyveli tatlı var ise tercihinizi o yönde kullanın. Ağır hamur tatlıları yemek isterseniz küçük bir parçayı aşmamaya çalışın.

5. Öğün atlamayın, bütün günü aç geçirmeyin.
Bayramda fazla tüketeceğini düşünerek normal ana öğünlerinizi atlar, yada akşam çok yedim diye bütün gün aç kalırsanız; Bu durumda kendini bir türlüdengeleyemeyen kan şekeri size yorgunluk ve tatlı krizleri yaşatır. Bayramsüresince kan şekerinizin dengeli yükselip alçalması için ana öğünleriatlamadan kaliteli ve yeterli beslenmeye devam edin.

6. İçeceklere dikkat.
Gün içinde su gibiiçip ekstra enerji ve ekstra kilo almamak için şekerli ve gazlı içeceklerdenuzak durun. Bitki çayları, açık çay, ayran ve taze sıkılmış meyve suları dadaha sağlıklı alternatifler olacaktır. Bayram süresince de su içmeyi ihmaletmeyin ve günde 8–15 su bardağı su tüketmeye devam edin.

7. Kuruyemişler sağlıklı yiyeceklerdir ancak, tabağın dibini görmeyin.
Zengin omega-3, posa, magnezyum, çinko ve E vitaminiiçerikleri ile oldukça sağlıklı olan yağlı kuruyemişler geleneksel bayramikramlarının bir parçasıdır. Fakat her besin gibi kuruyemişlerde abartılırsazarar verir. Çünkü kuruyemişler küçük kalori bombalarıdır. Bu nedenle fındık,fıstık, badem ve cevizi küçük bir avuçtan fazla tüketmeyin.

8. Hafif olan yiyecekleri tercih edin, ağır olanlardan uzak durun.
Sindirim sisteminizi yormamak ve kilo almadan bayramı noktalamakiçin kızartma ve kavurma yöntemi ile pişmiş olan yemekleri bırakın veya minimummiktarda alın. Izgara, buğulama, fırında ve haşlama gibi sağlıklı yöntemler ilepişmiş olan yiyeceklere yönelin.

9. Bu günün işini yarına bırakmayın.
Sağlıklı beslenmek ve hareketli yaşamak bu gün de yarın daolabilecek en doğru yaşam şekli. Bu gün çok abartılı yemek yiyip, sağlıklıbeslenme ve sporu artık klasikleşen pazartesi sabahlarına bırakmayın.

10. Hareket berekettir, Bayramınız bereketli olsun...
Her zaman her yerde olabilecek maksimum düzeyde enerjiyi harcayın. Ne kadar hareketli olursanız vücudunuz okadar çok enerji harcar.

www.kadinvekadin.net/

Leave a comment

Ertesi Gün Hapları

Çok zorunlu durumda kalmadıkça kullanılmamalı,kullanılıyor ise ayda (iki adet dönemi arasında) sadece 1 kere kullanılmalı ve sağlık açısından çok tercih edilmemesi gereken bir yöntemdir.
Kürtaja sınırlama getiren yasal düzenleme üzerindeki tartışmalar hala devam ederken, gebelikten acil korunma yöntemleri arasında yer alan "Ertesi Gün Hapları" için başvurular eskiye oranla her geçen gün artıyor.
"CİNSEL İLİŞKİ SONRASI HAPI" ADI DAHA UYGUN…
Ertesi Gün Hapı kullanımında çiftlerin eğitilmesi gerekiyor. Ertesi Gün Hapı acil durumlar için kullanılması gereken, gebeliği önleme yöntemidir ve korunmasız cinsel ilişkiye girildikten sonra ilk 72 saat içinde kullanılmalıdır. İlişkiden sonra ne kadar erken alınırsa koruyuculuğu o kadar fazla olur. Ancak cinsel eğitimin olmadığı ülkemizde ertesi gün hapı sanki bir doğum kontrol yöntemiymiş gibi kullanılmaktadır. Oysaki sürekli kullanımda, yan etkileri oldukça fazladır ve sık kullanıldığında koruyucu etkisi azalır. Ertesi Gün Hapları, ilk 24 saat içerisinde kullanıldığında istenmeyen gebeliği %95 oranında önler. Çiftler prezervatif, doğum kontrol hapı ya da spiral gibi çağdaş doğum kontrol yöntemlerini kullanmalıdır. Sağlık Bakanlığı’nın Ertesi Gün Hapları’nı ücretsiz verme kararı üzerinde konuşulması gerekiyor. Gençler ve çiftler eğitilmeden ve kamuoyu yeterince bilgilendirilmeden, bu uygulama yanlış sonuçlara yol açabilir, bilgilendirilme sonrası ise bu uygulama yalnız acil durumlar için doğru olabilir. Ayrıca, Ertesi Gün Hapları’nın adı yanlış konulmuş, ’Ertesi Gün Hapı’ yerine ’Cinsel İlişki Sonrası Hapı’ terimini kullanmak daha doğru olur. Çünkü çiftlerin çoğu, gerçekten bu hapın ertesi gün alınması gerektiğini sanıyor. Oysa ne kadar erken alınırsa, bu hapların etkisi o kadar fazla oluyor.
KAMUOYUNA YANLIŞ MESAJLAR VERİLMEMELİ!
Ertesi Gün Hapları kamuoyuna "Korunmayın, nasıl olsa gebeliği engelleyen haplar var!" şeklinde sunulmamalı veya bu tür yanlış mesajların verilmesinin önüne geçilmeli. Prezervatif yırtılması, alkollü korunmasız ilişkiler, dışarı boşalma gibi doğum kontrol yöntemlerinin uygulanmasındaki sıkıntılar veya tecavüz gibi istenmeyen ilişkilere maruz kalındığında ya da bir başka doğum kontrol yöntemi kullanılmakta iken aksilik olduğunda, ek yöntem olarak Ertesi Gün Hapları kullanılmalıdır.
KUSMA OLUNCA TEKRAR ALMAK GEREKİYOR!
Ertesi Gün Hapları, bir ay içerisinde alınan normal doğum kontrol haplarının içinde bulunan östrojen ve progesteron kadar yüksek hormon yüklemesine neden olur ve bu nedenle vücudun hormon dengesini bozar. Ayrıca, Ertesi Gün Hapı’nı kullanan bazı kadınlarda baş ağrısı, baş dönmesi, göğüste gerilme, mide bulantısı ve nadir olarak görünen kusma gibi yan etkiler görülebilir. Bu sebeple dikkatli olmak gerekiyor. Çünkü haplar içildikten sonra iki saat içinde bir kusma gerçekleşmişse, hapların tamamı ya da bir kısmı dışarı atılır yani etkisi azalır. Bu durumda Ertesi Gün Hapı’nın tekrar içilmesi gerekir. Görüldüğü üzere, normal doğum kontrol yöntemlerinden farklı olarak Ertesi Gün Hapları biraz ağırdır ve ayda en fazla bir kere kullanılmalıdır.
Dr. Cem Keçe / Evlilik ve Cinsellik Terapisti

Çok zorunlu durumda kalmadıkça kullanılmamalı, kullanılıyor ise ayda (iki adet dönemi arasında) sadece 1 kere kullanılmalı ve sağlık açısından çok tercih edilmemesi gereken bir yöntemdir.


Leave a comment

Az Kalorili Serinleten İçecekler

Bu yaz sıcaklarında hem serinletici hem de sağlıklı içecekler içmeniz mümkün. Su elbette içmeniz gereken bir içecek ama onun dışında bağışıklığınızı güçlendirecek, kendinizi daha iyi hissetmenizi sağlayacak ve hastalıklardan koruyacak birkaç seçenek; 



Yeşil Çay
Flavonoidler ve polifenoller gibi doğal ve güçlü antioksidanları içeren nadir bir bitkidir yeşil çay.Osteoporoz, kalp hastalığı, kanser gibi zamanımızda sıklıkla görülen bu rahatsızlıkların önlenmesinde etkilidir. Ayrıca içeriğindeki florür sayesinde diş sağlığını da korur. Metabolizmayı canlandırır. Yeşil çayı sıcak içebileceğiniz gibi buzlu, limonlu, tarçın ve karanfil aromalı da içmeniz mümkün.

Naneli ayran
Ağrı ve kramp giderici, sindirimi düzenleyici, mide bulantısına karşı faydalı bir bitki olan nane yiyeceklerin sindirilmesinde de hızlandırıcı bir etkisi vardır. Yemeklerden sonra naneli bir çay içildiğinde hem şişkinliği giderecek hem de kilo kaybını hızlandıracaktır. Naneli bir yeşil çay veya naneli bir ayran hatta bol buzlu naneli bir limonata yaz sıcaklarında iyi gider.

Tarçınlı süt
Süt kalsiyum gereksinimiz için en ideal ve en uygun besindir. D vitamini de içermesi kalsiyumun depolanmasını hızlandırır. Yağı azaltıldığında ise kalsiyum emilimi artmaktadır. Kan şekerinizi dengeleyici, yağ yakımını hızlandırıcı etkili bir besindir. Tatlı krizleriniz olduğunda tarçınlı, buzlu bir bardak süt tüketin derim. Diyetisyen Özlem Sert Aydın

Soğuk Kakao
Kakaonun kalp sağlığını koruyucu özelliği onu biraz daha masumlaştırıyor. Ayrıca vücutta serotonin salgısını artırması nedeniyle sakinleştirici özelliği de var. Az yağlı süte, kakao ve bitkisel tatlandırıcı ilave ederek tüketmeniz mümkün.

Domatesli maden suyu
Likopen içeriği oldukça zengin olan domates, birçok kanser türüne karşı koruyucu özellikte. Ayrıca kalp damar sağlığını koruyucu, hastalıklarını önleyici etkisi olabilmekte. Domates suyunu sek içebileceğiniz gibi, maden suyu ile karıştırıpta tüketebilirsiniz.

Limonata
Sayısız faydası olan bir besindir limon. Tatlılarda, sebze yemeklerinde, salatalarda sıklıkla tüketiriz. Göz sağlığından, kansere, bağışıklık sistemini güçlendirmesinden kalp sağlığına kadar faydası bulunmaktadır. Bol naneli bir limonata serinletici bir seçenek olacak.
Milliyet

Leave a comment

Sağlıklı bir vücut için D vitamini

D vitamini yetersizliği kemik gelişimini bozduğu gibi çok sayıda hastalığa da sebep oluyor
D vitamini vücudumuz için vazgeçilmez bir öneme sahiptir. Ne yazık ki toplumumuz da sağlıklı görünen bireylerde bile D vitamini düzeyi istenilen değerlerin çok altında saptanmaktadır ve bütün dünya’da D vitamini yetersizliği önü alınmaz bir salgın olarak etkisini sürdürmektedir. Bu sessizsalgın sadece kemik hastalığına neden olmamakta, henüz kemik hastalığı oluşmadan başta kanserler, enfeksiyonlar, romatizmal hastalıklar, otoimmün hastalıklar, nöropsikiatrik hastalıklar, koroner kalp hastalıkları ve hipertansiyon gibi çok sayıda hastalığa yol açabilmektedir.

Vücudumuz, güneş ışığının deriyle teması sonucunda, ihtiyacı olan D vitamininin büyük bölümünü üretebilmektedir. D vitamini ayrıca yumurta sarısı, balığın karaciğer yağı ile somon, ringa ve uskumru gibi yağlı balıklarda bulunmakta veya balık yağı hapları şeklinde alınabilmektedir. Günlük D vitamini ihtiyacı 400 ünite olarak kabul edilmektedir. Ancak Cerrahpaşa tıp fakültesinde yapılmış olan çalışmalarda gösterilmiştir ki ülkemizde günlük 400 ünite D vitamini verilerek kontrol edilen sağlıklı çocuklarda kan D vitamini düzeyi istenen düzeylere çıkmamaktadır. Bu çalışmada ancak günlük 600 ünite D vitamini verilerek sağlıklı çocuklarda yeterli D vitamini düzeyine ulaşılabilmiştir. Sağlıklı güneşlenme ve cildi korumak için dikkatli olunmalı aşırı ve korumasız güneşlenmenin cilt kanserlerine yol açabileceği gibi sürekli güneş koruyucu kremlerle güneşe çıkmanın da vücudumuzun D vitamini üretmesini olumsuz etkileyeceği unutulmamalıdır.

Çalışmalar çok sayıda genin aktifleşmesi ve düzgün çalışabilmesinin yeterli D vitaminin bulunmasına bağlı olduğunu göstermiştir. Bu etkilenmenin özellikle anne karnından itibaren başladığı ve bebeklerin sağlıklı gelişimi açısından gebelerin kan D vitamini düzeyinin çok önemli olduğu unutulmamalıdır. Her ne kadar D vitamini denildiğinde ilk akla gelen kemik ve kalsiyum metabolizması üzerine olan etkileri olsa da, anne karnındayken başlayan D vitamini yetersizliğinin, prematurite ve düşüklere yol açabildiği, aynı zamanda bu bebeklerde ileride şizofreni, bipolar bozukluk, otizm, tip I diyabet, alerji, astım, diş çürükleri, osteoporoz gibi hastalıkların daha sık görülebildiği de gösterilmiştir.
GÜNEŞ D VİTAMİNİ KAYNAĞI
Güneşli bir coğrafyada yaşamamıza rağmen kadınların ortalama D vitamini düzeyinin ülkemizde çok düşük olduğu bilinmektedir. Bu nedenle özellikle gebe kalmadan önce anne adaylarının günlük olarak folik asit, demir ve vitamintakviyesi alması sağlıklı bir bebek dünyaya getirmeleri açısından çok önemlidir. Doğum sonrasında da emzirdikleri süre boyunca aynen gebelik de olduğu gibi beslenmesine dikkat eden ve vitamin takviyelerini almaya devam eden annelerin bebekleri için daha iyi ve kaliteli süt üretebildiği bilinmektedir.
Bebekler de D vitamini takviyesi doğum sonrası erken dönemde başlatılmaktadır. Anne sütünde yeterli D vitamini bulunmadığı gibi bebeklerde kendi D vitaminlerini sentezleyecek kadar güneşe maruz kalmamaktadır. Hem güneş ile temas etse bile büyümekte olan bebek vücudunun ihtiyacı olan D vitamini düzeyi bebeğin dışarıdan D vitamini almadan sağlayabileceğinden fazladır.
Eğer bebeklerde uygun süre ve dozda D vitamini verilmeyecek olursa kalsiyum metabolizması bozulmakta, kemik yapısında raşitizm denilen hastalığın bulguları oluşmakta ve tüm vücudu ilgilendiren yukarıda da bahsedilmiş olan hastalık riskleri ortaya çıkmaktadır. Her çocuk 1 yaşına kadar günlük olarak D vitaminini almalıdır. Zamanla kemik olgunlaşmasının göstergesi olarak bıngıldak yapısı kapanınca D vitamini dışarıdan verilmez ve bebek kendi sentezlediği D vitamini ile yaşamını sağlıklı olarak devam ettirebilir. Ancak aşırı korumacı olup bebekleri güneş ile temas ettirmez isek bu da D vitamini sentezini olumsuz etkilemektedir. Bu açıdan bebeklerin her gün en az 15 dakika çok sert olmayan gün ışığına maruz bırakılması tavsiye edilmektedir.   

Leave a comment

Ağrı kesici içerken bir daha düşünün!

Toplumda baş ağrısının bireylerin, yaklaşık yüzde 90’ında görüldüğünü belirten Uzm. Dr. İsmail Ekici, söz konusu ağrıların hepsinin belli bir olaya bağlı olmayan, primer ya da altında herhangi bir neden olmayan ağrılar olduğunu ifade etti.
Baş ağrısından dolayı bireylerin kulaktan dolma ve fazlaca ağrı kesici kullandığını belirten Ekici, ağrı kesicilerin bilinenin aksine baş ağrısını tetikleyen bir yapısı olduğunu vurguladı.
Ekici “Özellikle toplumda migrenim var komşum bu ilacı kullanıyor, eczaneden şunu önerdiler gibi tanıdık tavsiyesine dayanarak ilaç kullanımı yaygın ve bu durum çok yanlış. İşte burada bir nöroloji uzmanının devreye girerek kişiyi tedavi etmesi lazım. Sadece ağrı kesici azaltılsa bile, kişide ağrı oranı azaltılabilir.” diye konuştu.

BAŞ AĞRILARININ YARISI MİGREN KAYNAKLI

Baş ağrılarının yarısına yakınını migrenin oluşturduğunu söyleyen Ekici, migreni kronik, tekrarlayıcı, geldiği zaman bir kaç gün süren, kişiyi işinden gücünden alıkoyan, dolayısıyla ekonomik kayba sebep olan, bir hastalık olarak tanımladı. Ekici, migrene bağlı olarak, otonomik semptomlar adı verilen bulantı, kusma, ışıktan rahatsız olma gibi belirtilerin de migrene eşlik edebileceğini kaydetti.

MİGREN KADINLARDA DAHA ÇOK GÖRÜLÜYOR

Migrenin daha ziyade kadınlarda görüldüğünü dile getiren Ekici, “Kadınlarda oranın yüksek olmasının sebebi hormonal denge, mens dönemi, doğum kontrol hapları, çabucak stres girme gibi tetikleyici faktörler. Bunun dışında genel olarak hava değişimleri, sıcaklık değişimleri, açlık, uykusuzluk, psikolojik sıkıntılar, depresyon da migreni tetikleyebilir.” dedi.

BEYAZ PEYNİR, ÇİKOLATA, NARENCİYE BAŞ AĞRISI NEDENİ

Ayda 4 defadan fazla baş ağrısı çekenlerin mutlaka bir nöroloji uzmanına görünmesi gerektiğinin altını çizen Ekici, sigara, çay, kahve gibi alışkanlıkların da bazen baş ağrısı yapabildiğine dikkat çekti. Kahvenin kişiye göre değişiklik göstermesi şartı ile bazen baş ağrısına iyi geldiğini belirten Ekici, “Yine kişiye göre değişmekle birlikte beyaz peynir, çikolata, narenciyeler baş ağrısını tetikleyebilir. Bunları yediğinde kişiye baş ağrısı yapıyorsa ya yapmaması gerekiyor ya da asgariye indirmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Kaynak:
http://www.haberturk.com/saglik/haber/753670-agri-kesici-icerken-bir-daha-dusunun

Posted in , , , , , , | Leave a comment

Gençlere B12 Uyarısı

Prof. Dr. Selda Demirtaş, gençler arasında çok sesiz bir şekilde B12 eksikliğinin arttığı söyledi.

Bilişsel bozuklukların tespitine yönelik yapılan araştırmada, gençlerdeki konsantrasyon güçlüğü, unutkanlık, halsizlik gibi şikayetlerin B12 vitamini eksikliğinden kaynaklandığı ortaya çıktı.

Biyokimya Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selda Demirtaş, gençler arasında özellikle konsantrasyon güçlüğü, unutkanlık, bellek bozukluğu gibi bilişsel yakınmalar ve halsizlik, uyuma isteği gibi genel yakınmaların giderek arttığına işaret ederek, şunları kaydetti:

''Psikoloji ana bilim dalıyla birlikte öğrencilerimize ve akademik personele bilişsel bozuklukları değerlendirdirme testi uygulanarak, bu tür şikayetleri olan kişilerin kandaki vitamin 12 düzeylerini eş zamanlı karşılaştırdık. Yapılan değerlendirmeler sonucunda gençlerde B12 eksikliğinin çok çarpıcı düzeylerde olduğunu gördük. Gençler arasında çok sesiz bir şekilde B12 eksikliği artıyor ve bu durum gençlerin bilişsel durumlarını tehdit ediyor. B12 eksikliğine bağlı konsantrasyon güçlüğü, unutkanlık, bellek bozukluğu gibi şikayetler ortaya çıkıyor''

Kaynak:
http://www.haberturk.com/saglik/haber/749611-genclere-b12-uyarisi

Posted in , , , , | Leave a comment

Arama Yap

Shapes Turkey